Sakarya otobüsünden merhabalar,
Tüm Fenerbahçeliler için önemli olan bu günde günlük yazma
şansı bulmamdan kaynaklanan mutluluğumla beraber , size Paris’e varışımızın ve
oradaki ilk günümüzün hikayesini anlatmaya başlıyorum.
Sabah kalktığımızda günün bizim için ne kadar zor olacağı
belliydi. Gece bazı aksaklıklar sonrasında kamp alanına geç varışımız çok az
uyumamıza neden olmuştu. İki saatlik uykumun ardından yüzümü yıkayarak ayılmaya
çalıştım. Çadırımı düzenleyip kahvaltı yerleşimine geçtim. Her zamanki gibi
evde yemediğim kadar peynir yedim ve Türkiye’de bulunması zor olan bu Emental
peynirinin tadını çıkardım.Otobüsümüzle şehir merkezine yola çıktık ancak otobüse
binmemle uyumam bir oldu.
Uyandığımda pek sık rastlayamacağım bir manzara olan Eiffel
manzarasını görmem bende şaşkınlık yarattı. Otobüsten indik ve bir kaç fotoğraf
çekildikten sonra kuleye doğru yürümeye başladık. Biletlerimizi alıp
gençliğimizin enerjisiyle kuleye merdivenlerden tırmanmaya başladık. Yukarı
çıktıkça sıcak hava üzerimizdeki etkisini azaltmaya başladı ve güzel bir esinti
başladı. Bu sayede Guy de Meuppasant’ın neden tüm öğle yemeklerini kulenin
terasında yediğini de öğrenmiş olduk.
Yukarıda manzara etkileyiciydi ve kuleye tırmanırken kule hakkında verilen
bilgileri okumak gerçekten ilgi çekiciydi. Resimlerimizi çekildiktikten sonra
kuleden aşağıya inmeye başladık. Otobüse bindiğimizde yolun kısa olacağını
bilmemize rağmen herkes anında uykuya daldı.
İzcilerimiz Eiffel Kulesi önünde |
İzcilerimiz Louvre Müzesi önünde |
Türkiye’ye sevgilerle,
Kaan Çetin ‘16
Not: Yusuf Kenan Özbek abimizin yorumlarını merakla
okuyorum. Her yazıda yeni espriler, şakalar tüm velilerden aynı performansı
bekliyorum .