21 Temmuz 2013 Pazar

19 Temmuz- Paris

Sakarya otobüsünden merhabalar,
Tüm Fenerbahçeliler için önemli olan bu günde günlük yazma şansı bulmamdan kaynaklanan mutluluğumla beraber , size Paris’e varışımızın ve oradaki ilk günümüzün hikayesini anlatmaya başlıyorum.
Sabah kalktığımızda günün bizim için ne kadar zor olacağı belliydi. Gece bazı aksaklıklar sonrasında kamp alanına geç varışımız çok az uyumamıza neden olmuştu. İki saatlik uykumun ardından yüzümü yıkayarak ayılmaya çalıştım. Çadırımı düzenleyip kahvaltı yerleşimine geçtim. Her zamanki gibi evde yemediğim kadar peynir yedim ve Türkiye’de bulunması zor olan bu Emental peynirinin tadını çıkardım.Otobüsümüzle şehir merkezine yola çıktık ancak otobüse binmemle uyumam bir oldu.

Uyandığımda pek sık rastlayamacağım bir manzara olan Eiffel manzarasını görmem bende şaşkınlık yarattı. Otobüsten indik ve bir kaç fotoğraf çekildikten sonra kuleye doğru yürümeye başladık. Biletlerimizi alıp gençliğimizin enerjisiyle kuleye merdivenlerden tırmanmaya başladık. Yukarı çıktıkça sıcak hava üzerimizdeki etkisini azaltmaya başladı ve güzel bir esinti başladı. Bu sayede Guy de Meuppasant’ın neden tüm öğle yemeklerini kulenin terasında yediğini de öğrenmiş olduk.  Yukarıda manzara etkileyiciydi ve kuleye tırmanırken kule hakkında verilen bilgileri okumak gerçekten ilgi çekiciydi. Resimlerimizi çekildiktikten sonra kuleden aşağıya inmeye başladık. Otobüse bindiğimizde yolun kısa olacağını bilmemize rağmen herkes anında uykuya daldı.
İzcilerimiz Eiffel Kulesi önünde
Uyandığımda “Da Vinci’nin Şifresi” filminden aklımda kalan cam piramit şeklindeki Louvre Müzesi’nin girişi yanımızdaydı. Saat altıdan sonra bedava olduğunu bildiğimiz müzeye tam beş dakika önce varmıştık ve bu sayede bedava bilet kuyruğu uzamadan müzeye giriş yaptık. Müzeye girdiğimde 3 saatlik zamanımız olacağını biliyordum bu nedenle Batuhan, Uygar, Deniz ve Burak ile hemen gezimize başladık. İlk olarak “İslam Eserleri Sergisi” bölümünü ziyaret ettik. Bu bölümde ülkemizden götürülen binlerce eserin sergilendiğini görmemiz bizi üzdü. Birkaç Osmanlıca şiir dinledik ve müzedeki diğer önemli eserler olan Mona Lisa, Afrodit Heykeli, eski Mısır eserleri, Nike’nin heykeli ve Türk Hamamı eserlerini gördük. Müzeyi gezerken bir diğer dikkatimi çeken unsursa hiçbir yerde İngilizce açıklama olmamasıydı.
İzcilerimiz Louvre Müzesi önünde
Müzeden çıktığımızda saat 9.30 olmasına rağmen hava henüz kararmamıştı. Eiffel’e doğru olan ikinci yürüyüşümüze grubun toparlanması ile başladık. Müthiş ışıklandırması ile Eiffel bu sefer farklı bir görünümle karşımızdaydı . Gecenin o saatinde sırf o manzarayı görebilmek için toplanmış olan kalabalık her saat başında gökyüzündeki yıldızlar gibi parıldayan Eiffel  manzarasıyla ne kadar etkilendiklerini  yarattıkları uğultuyla tekrar belirtiyorlardı. Yine bu manzarada yediğimiz yemekten sonra kamp alanına doğru yola çıktık ve kesintisiz bir uyku hayaliyle tulumlarımıza girdik .
Türkiye’ye sevgilerle,

Kaan Çetin ‘16

Not: Yusuf Kenan Özbek abimizin yorumlarını merakla okuyorum. Her yazıda yeni espriler, şakalar tüm velilerden aynı performansı bekliyorum .

2 yorum:

  1. Bir Beşiktaş lı olarak 1907 gününün duyarlılığını yaşayan Kaan kardeşimi kutluyorum.Bu sene için şampiyonlar ligine şimdilik katılma vizesi aldığını da müjdelemek isterim.
    Gezi notlarında ise uyku arası eyfel ve Louvre anlatımlarındaki detaylar o kadar nettiki ,yazıyı okuduktan sonra Kaan birde uyumasaydı kimbilir daha neler öğrenecektik Paris hakkında diye aklımdan gecirmedim değil.Birkere kesin öğrendimki eğer Fransa paris e gidersem Louvre e kesin saat 17;55 te gitmem gerektiği.Ayrıca değil yes it s a pencil bilgim !!, mr and mrs brown"ı bile yanıma alsam Fransada dil olarak problem yaşamam çok olası.bu nasıl ülke LANguage..! ı yaa...
    Eyfel in gecesinin gündüze oranla daha görülesi bir mekan olduğu kanısı uyandı bende.Gecenin ışıklarla verilen ihtişamı metal kulesine çok ihtişamlı bir can veriyor sanki.
    Louvre müzesi önünde poz veren gençlerle şanzelizede olmak,Şanzelizedeki tarihi mekan !! ve güzellik !! leri de görmek çok isterdim.İşte tam bu anda Kaan ın uyumamış olması durumunda şanzelizedeki heykel ! ler hakkında ne kadar bilgi sahibi olabileceğim geliyor aklıma..canlı tarih çok güzel şey...sizleri numaralı,maraton bileti almış bir taraftar olarak değil,açık tribün sevdalısı bir taraftar olarak selamlıyorum,cefakar ve samimiyetle.
    selamlar....y.k.ö...))

    YanıtlayınSil
  2. Merhabalar sevgili izcileri,
    artik günlük rutin hayatimiza birde neredesakarya.com sitesine girmek ve yazilarinizi takip etmekle geciyor, hakikaten bizde burdan bütün yaşadiklarinizi takip ediyoruz ve kismen yaşiyor gibi oluyoruz, sizden haber almak ne kadar mutlu ediyor bizi anlatamam.
    Bu yaziyi okurken, aramimizda bu yaziyi kaan yazmiş olamaz dedik cünkü Emmentaler peynir sevmez normalde, şunu düşündük, sizlerin damak zevki degişicek bu turun sonuda:-)) Kaancim burda ementaler peynir ile beslemeyebiliriz seni, ltf. getir gelirken....
    Sevgiler
    Hülya

    YanıtlayınSil