12 Ağustos 2013 Pazartesi

10 Ağustos- Münih

Merhaba,

Bugün Münih’teki son gündü. Sabah erkenden uyanıp her zamanki gibi eşyalarımızı toplayıp yollara döküldük. Eşyalarımızı otobüste bırakıp ilk olarak son kez şehre indik. Münih’in ünlü Englischer Garten’ına gittik. Büyük şehrin göbeğinde sayılabilecek yakınlıkta koskocaman, yemyeşil bir park. Tabii ki de tek park değil şehirdeki. Sanırım bu Almanya’nın bir özelliği belki gelişmişliğin de ve sağlıklı yaşamın. Chinesischer Turm, Münih’teki Englischer Garten’dadır. Altında öğüle yemeğimizi yedik yöresel tatlar eşliğinde. Ardından günün sürprizini görmek için yola koyulduk tekrar.
İzcilerimiz Englischer Garten'da
Salzburg, Münih’ten Avusturya’ya  en kısa girişlerden biridir ve tarihiyle, kalesiyle çok özel bir şehirdir. Normalde planda olmayan bu şehir her köşesinde ayrı bir sürprizle sizi bekler. Mozart’ın da doğduğu şehir olan Salzburg’un adını Mozart ile beraber sık sık duyarsınız. Şehre geldiğinizde de her sokağında hissettirir şehir. Mozart Cafe’si, Mozart Evi, Mozart çikolatası... Ama tabii ki de Mozart’tan ibaret değildir Salzburg. Kalesiyle, sokaklarıyla, heykelleriyle, bahçeleriyle ve daha birçok şeyiyle gezilesi bir yerdir Salzburg. Gün batarken Salzburg’a varıp güzelce 2-3 saat gezdik şehri. Hem gündüzünü hem gecesini hem de arasındaki o güzel saatlerde gördük şehri. Ardından gece yarısına doğru düştük yollara tekrar, sıradaki durak ve favorim Bled.

4 sene öncesinde, yine bir BULA gezisinde gitmiştik Bled’e. Ben de şu anda liderlik yapan ve geziye önderlik eden arkadaşlarımla bu gezideydim. Bu geziye ve izciliğe dair anılarım tekrar etti, grupla geçirdiğim bu iki günde. Bu ortam ve arkadaşlığı hiçbir yerde göremedim daha izciliği bıraktığım iki yılda. Ne güzel ki benzer duyguları 4 yıl sonra başkaları yaşayabiliyorlar ve ne güzel ki Sakarya İzci Grubu var.


Utku Evci’ 11

9 Ağustos- Münih

Grüssgott,

Bugün Almanya’nın en güzel eyaletlerinden biri olan Bavyera’nın başkenti olan Münih’teydik. Dün başlayan bu gezimize Ottobrunn Saint Georg izcilerinin güzel izci evinde uyanarak başladık. Uzun süren bir uyanma faslından sonra yüzümü yıkayıp alt kata indim ve kahvaltı hazırlıklarında nöbetçi obaya az da olsa yardım ettim. Baget ekmeklerin arasına koyacağımız salam ve peynir türleri ile klasik bir Bundeslager kahvaltısı bizleri bekliyordu.

Günün programı ile ilgili tam olarak bilgiye sahip olamamıza rağmen gezideki en sevdiğim şehir olan Münih’i görme şansımız olacağından çok mutluydum. Kahvaltıyı bitirdikten sonra atıştırmaya başlayan yağmur ve gideceğimiz yerin uzak olması bizim toplu taşıma yerine kendi otobüsümüzü kullanmamıza neden oldu. Otobüs yükleme ekibi olarak otobüsü yüklemeden yola çıkmanın keyfini sürecektik ve bu da bizi mutlu etmişti. Yolda kısa bir süre arkadaşlarımla muhabbet ettikten sonra uykuya daldım.

Münih trafiğinde ilerlerken tekrar uyandım ve yanımda daha önce de ziyaret ettiğim BMW müzesini görmek beni sevindirdi. Yanında yükselen olimpiyat kulesi , olimpiyat stadı ,eşsiz mimarisiyle BMW dünyası ve BMW’nin merkez binası olan asma bina etrafımızı çevreliyordu. Yağmur bu sırada şiddetini arttırmıştı ve biz de otobüsümüzü nereye park edeceğimizi öğrenmek için Melike Abla ile inip bir görevliye danıştık. En uygun park yeri olimpiyat parkındaki park yeri görünüyordu. Herkes otobüsten hızlı bir şekilde indikten sonra otobüsü park alanına şoförümüz Yüksel Abi ile götürdük.

BMW Müzesine gidebilmek için olimpiyat parkının içinden geçmemiz gerekiyordu. İçinde yürürken burada spora ne kadar değer verildiğini bir kez daha görmüş oldum. 1972 olimpiyatlarına ev sahipliği yapan Münih’te tüm olimpik tesisler korunmuştu ve halen kullanımdaydı. Geçen yaz ziyaret ettiğim Atina’daki olimpik tesislerle kıyasladığımda aralarındaki farkı görebiliyordum.
İzcilerimiz olimpiyat köyünde
BMW müzesine girmeyip BMW dünyasını gezdikten sonra 2. Dünya Savaşı’nda kullanılmış olan bir toplama kampı olan Dachau’yu ziyaret etmek üzere yola çıktık. Dachau’ya vardığımızda yağış iyice artmıştı ve hepimiz biraz ıslanmıştık. Müze’nin girişinde yer alan “Arbeit macht frei(çalışmak özgürleştirir)” tabelası hepimize tanıdık gelmişti. Mahkumların çalışma hırsını arttıran bu yazı ise aslında gerçeklik ifade etmiyordu. Çünkü oraya gelen mahkumların çoğu oradaki kötü koşullar nedeniyle hayatını kaybetmişti. Müzenin içinde yazanlara göre ise içeride sadece dinleri, ırkları, cinsel tercihleri veya hastalıkları nedeniyle bir çok insan ölüme zorlanmıştı.

Bu insanlık dışı olaylar hakkında bilgilendikten sonra o insanların kaldığı koğuşların örneklerini ziyaret ettik ve yaşam koşullarının ne kadar kötü olduğuna bir kez daha tanık olduk. Gittikçe kötüleşen hava koşulları bizim onları daha iyi anlamamızda bize yardımcı oluyordu. Bu nedenle bir an önce ısınmak için izci evine doğru yola çıktık.

Akşam yemeğinde bamya ve etli pilav vardı. Eve yaklaştıkça İzzet Abimizin yardımıyla ev yemeği yediğimiz öğün sayısında artış başlamıştı. Gece interrail sırasında bizi ziyarete gelen eski mezunlarımızdan Utku Evci neşemize neşe kattı. Hep beraber şarkı söyledik.Bugün kanepede yatabileceğimi umuyorum.

Herkese iyi geceler,

Kaan Çetin ‘16

8 Ağustos- Münih

Merhaba herkese,

Uzun bir gece yolculuğunun ardından bu sabah gözlerimizi Almanya’nın en güzel şehirlerinden birinde açtık, Münih. Heim’ın olduğu yer yani Ottobrunn , yemyeşil orman ve parmak boyutundaki sülükleri ile gerçekten güzel bir yer. Kaldığımız Heim ise mutfağı, duşlarıi, kanepeleri ile hemen bizi kendine hayran bıraktı. Ancak gezi boyunca alıştığımız gibi vaktimizin çoğu Heim’da değil şehirde geçer. Tahmin edersiniz ki eşyaları taşıyıp yerleştirdikten sonra kahvaltımızı yapıp soluğu S-Bahn’da aldık. Şehrin merkezinden ilerleyip büyük alışveriş mağazaları ve eski kiliseleri görerek Deutsches Museum’a gittik. Burası tarih ve bilimin birbirine karıştığı, neredeyse aradığımız her konu hakkında bir şeyler bulabileceğiniz ve süregelen deneylerle herkes için ilgi çekici bir yer. Uçaklar, gemiler, makineler, astronomi, mercekler, fotoğraf makineleri, matematik, vb. Pek çok şey var.

Biz ilk önce elektrikle ilgili bir deney izleyip, daha sonra gruplar halinde müzeyi gezmeye başladık. Saatler sonunda müzenin önündeki yerde gruplar halinde bulluşmayı beklerken hepimiz deli gibi yorgunduk ama bir o kadar da iyi vakit geçirmiştik.

Gruplar halinde buluştuktan sonra yine gruplar halinde açık hava sporları malzemeleri ve çeşitli giysi, spor ekipmanı satan büyük bir mağazaya gittik. Kimimiz inanılmaz indirimler arasından satın alacak bir şeyler buldu, bir kısmımız ise sadece gezdi.

Daha sonra akşam yemeği için Heim’a döndük. Nöbetçi oba akşam yemeği için bezelye ve bulgur pilavı yaparken kalanlar duş aldı, bahçede top oynadılar veya kitap okudular.

Unutmadan söyleyeceğim bugün blogun sıkı takipçisi olan ve yorumlarıyla gezi boyunca izciler arasında konuşulan Yusuf Kenan Özbek’in doğum günü. Ben ayrıca telefon ederek kutladım ancak ayrıca hepimiz kutlamak isteriz. Doğum günün kutlu olsun YKÖ ’88!

Gece yolculuğu ve bugünkügezi programı hepimizi çok yordu.Bu yüzden yazıyı burada kesiyorum . Kendinize iyi bakın eve dönmemize çok az kaldı,

Görüşmek üzere,

Şimal Özbek ‘15

7 Ağustos- Siegen/Köln

Gezimizin 31.gününde bir gece yolculuğundan daha merhabalar,

İkinci günlük yazımı Siegen-Münih yolunda kaleme alıyorum. Hubertusun yanından ayrılalı tam 1 saat oldu. Siegen’da geçirdiğimiz 3 gün hepimiz için çok çabuk geçti. 10 günlük yoğun bir kamptan sonra yıllardır birlikte olduğumuz arkadaşlarımızı ve bize evimizi hatırlatan aile ortamını bırakmak hepimiz için çok zor oldu.
Evet biraz da bugün neler yaptığımızdan bahsedelim.

Bugün erken kalkıp tren istasyonunda buluştuk ve Köln’e doğru yola çıktık. Köln’e vardıktan sonra en az üçer kişilik gruplar halinda şehri dolaşmaya başladık. (Sayın YKÖ’nün de tahmin edebileceği gibi) Ben ve kırmızı değirmen obamız genişleyen nüfusu ile Köln’ü dolaşmaya başladık. Bu sefer bize İzzet ve uğur da katıldı. Kölner Dom’un büyüleyici manzarası eşliğinde boş zamanımızı harca harca bitiremedik ve bir yere oturup internetten değişik bir aktivite aramaya koyulduk. İkinci Dünya Savaşı zamanında Köln’de yaşananları anlatan bir müze bulduk ve oraya gitmeye karar verdik. Anlaşıldığı üzere bu sefer daha kültürel bir gezi yaptık. Müzeden çıkışta yemek yedik ve buluşma yerine vardık.
İzcilerimiz Kölner Dom önünde
Siegen’a dönüp evlere dağıldıktan sonra hızlı bir şekilde çantalarımızı toplayıp Münih yolu için son hazırlıklarımızı yaptık. Aldığımız eşyalardan olsa gerek çantaya ilk zamanlardaki gibi kibar davranamadım. Biraz yumruklamam gerekti ama sonunda uzlaştık. Kaldığımız aileye istanbul’dan getirdiğimiz hediyeleri verdik ve dönüş için Hubertus’un Heim’ına gittik.

Otobüsü yerleştirdikten sonra toplandık ve her kampın sonunda geleneğimiz olan veda valsini söyledik. Herkes vedalaştıktan sonra birkaç Hubetus’luyu havaya attık küçük olanlarda sıkıntı olmadı ama yapılı olan Fossi arkadaşımız bizi biraz zorladı :)

Ayrılma vakti geldi ve alman arkadaşlarımız arkamızdan su dökerek bizi uğurladı.
Hubertus izcileriyle beraber
Bütün bunlar geride kalırken 31 gün sona erdi. 31 gün hepimize çok şey kattı ve evlerimize dönene kadar da katmaya devam edecek. Bugünlük de bizden bu kadar. Nöbeti arkadaşlarıma teslim etmeden önce yazımı bitiriyorum. (Münih’e 370 km var)

Nice 31 günlere!


Batuhan Yumurtacı’15

6 Ağustos- Siegen

Ein ganz besonderer Tag neigt sich gerade dem Ende zu. Letzte Nacht haben wir zusammen in Can’s Geburtstag gefeiert. Pınar hat mitten in der Nacht einem Kuchen gebacken. Nach einem langen Schlaf wurde Deutsch/Türkisch gefrühstückt. Beim Grill wurden alte Freundschaften gepflegt unde frische und neue Freundschaften geschlossen. Ich persönlich wünsche mir, dass dies einmalige Freundschaft nie endet.

Es ist so besınders, dass wir immer an unsere Freunde in Istanbul denken. Ohne euch, würde unser Stamm nicht das sein, was er ist. Wir sehen uns wieder und werden sehr viel Fleisch essen.

Die Freunde vom Stamm Hubertus
İzcilerimiz Siegen'da ailelerin de katıldığı yemekte
Çok özel bir gün geride kalmak üzere. Dün gece beraberce Can’In doğumgününü kutladık. Pınar gece yarısı bir kek yaptı. Uzun bir uykudan sonra Alman/Türk usulü kahvaltı edildi. Mangal sırasında eski dostluklar tazelendi ve yeni dostluklar kuruldu. Kisişel olarak dileğim bu özel arkadaşlığın hiç bitmemesi.

Bizim sürekli İstanbul’daki arkadaşlarımızı düşünüyor olmamız çok özel bir şey. Sizsiz grubumuz şimdiki gibi olamazdı. Tekrar görüşeceğiz ve çok fazla et yiyeceğiz.


Hubertus İzci Grubu’ndan arkadaşlarınız
Liderlerimiz Hubertus liderlerine hediyelerimizi verirken

7 Ağustos 2013 Çarşamba

5 Ağustos - Siegen

Kardeş izci grubumuzun küçük ama sevimli şehri Siegerland’dan herkese merhabalar,

Bugün hepimiz 10 günlük yorucu kampın yorgunluğunu üzerimizden atmış bir şekilde uyandık. Aile yanındaki ilk gecemiz oldukça güzel geçmişti. Duşumuzu almış, derin bir uyku çekmiştik. Sabah, yanında kaldığım ailenin misafirleri vardı. Sanki bir Türk ailesi gibi tüm aile kahvaltı için toplanmıştı. Hep birlikte güzel bir kahvaltı ettikten sonra saat 11.00 gibi Siegen belediyesinin önünde gömleklerimizi giymiş bir biçimde buluştuk. Sakarya’nın her gelişinde yaptığı gibi bu sefer de belediye başkanını ziyaret edecek, hediyelerimizi verecektik. Ancak bu sefer de 4 yıl öncesinde olduğu gibi belediye başkanı  yoktu. 
Liderlerimiz belediye başkanının temsilcisine hediyelerimizi verirken

Onun yerine yardımcısı, Sakarya ve Hubertus’un 24 yıllık kardeşliğiyle ilgili sıcak bir konuşma yaptı, iyi dileklerini diledi. Ardından Sakarya adına Batuhan Abi, Hubertus adına da Pumba teşekkürlerini iletti. Hediyelerimizi verip, oradan ayrıldıktan sonra Hubertus’un bizim için seçtiği güzel bir restorantta öğle yemeğimizi yedik ve akşam tekrar buluşmak üzere serbest zamanımızı değerlendirmeye başladık.
İzcilerimiz öğle yemeklerini kardeş izcilerimizle keyif içinde yerken

 Malesef ben ve obam Hubertus’a verilecek hediyelerde bir sorun çıktığı için bir süre onunla uğraştık. Yine de şehri gezmeye ve alışveriş yapmaya zamanımız kalmıştı. Şehri bir de gece görmemiz için Hubertus bir gece turu hazırlamıştı. 3.Baltazar adında, çok eskiden burda yaşamış biri olarak giyinmiş bir karakter rehberimizdi. İkinci Dünya Savaşı’nda oldukça zarar gördüğü için Siegen’da çok eski, tarihi yapılar yok ancak Baltazar bildiği eski hikayeleri anlatarak, bazen bizleri de bu hikayelerin içine katarak bizlere keyifli anlar yaşattı. Tur bittiğinde saat 23.00 e geliyordu. Artık herkes çok yorulmuştu. Biz de evlere dağıldık çünkü yanında kaldığım ailenin küçük oğlu Till’in bir hayli uykusu gelmişti.

Sevgiler

Ayşenur Özcan’16

4 Ağustos - Bundeslager, Siegen

Siegen yolundan hepinize merhabalar,
Bundeslager dün akşam resmen sona erdi. Adını Alman İzci Birliği diye Türkçeye çevirebileceğim BdP’nin dört senede düzenlediği bu federal kamp, gezimizin en önemli kısmını oluşturuyordu. Sakarya için artık bir gelenek haline gelen ve bu sene onuncusu düzenlenen Bundeslager’den alnımızın akıyla ayrılıyorduk. Şarkı yarışmasında dördüncü olmuş, uluslararası günde ülkemizi başarıyla temsil etmiş ve Türk Gecesi’nde bayağı eğlenmiştik.
Bugün tüm yapmamız gereken her şeyi toplayıp otobüse yüklemek ve kardeş izci grubumuz Hubertus’un yanına Siegen’a gitmekti. On günlük kampın yorgunluğuyla “Ha gayret!” diye toplanmayı bitirdik ve 11.30’da her şeyi otobüse yüklemiş olarak yola çıktık. Çoğumuz yorgunluğun da etkisiyle tüm yolu uykuda geçirdi. Yoldaki ilk durağımız olan Köln Havalimanı’na vardığımızda aramızdan ayrılacak olan yeni mezun izcilerle vedalaştık.
Bir saat sonra Siegen’a vardığımızda saat 16.00 olmuştu. Hızla eşyalarımızı indirip bazılarını Hubertus’un izci evine taşıdık. Daha sonra sıra evlere dağılmaya geldi. Hubertuslu izcilerin aileleri bizi tıpkı Steinadlerli izcilerin aileleri gibi yani tıpkı kendi ailemizmiş gibi sıcak ve sevecen bir şekilde karşıladı. Kısa bir yolculuğun ardından evlerimize vardığımızda herkes duşlara hücum etti, kokusu ailelere gitmeden kirlileri çamaşır makinesine attı ve güzel bir yemek yedikten sonra yataklarında uykuya daldı.


Ramazan Burak Karagöz ‘16