Eve dönüş günü, 38 gün boyunca her fırsatta güncellediğimiz blogumuzun son yazısı...
Evet bir son belki, uzun ve eğlenceli bir maceranın sonu...
Öğleden sonramız yolda geçti ve saat 22:30 sıralarında lisemizin bahçesindeyiz.
Bizleri bekleyen heyecanlı veliler, özlenildiğini bilmek güzel...
Hafızalarımızdan silinmeyecek bu 38 gün...
Nice 38 günlere...
Çağrı Öztürk
27 Ağustos 2009 Perşembe
22 Ağustos 2009 Cumartesi
Hatırlatma !!!
Bildiğiniz gibi yarın günlerden 22 Ağustos, eve dönüyoruz...
Yarın sabah 9'da kalkıp kahvaltımızı ettikten sonra otobüsümüzü yükleyip yola çıkacağız.
Varış saatimiz kesin olmamakla beraber, akşam iftardan sonra lisede olmayı planlıyoruz.
Kesin saati yarın öğrenebilirsiniz,
Görüşmek üzere,
İyi geceler.
Yarın sabah 9'da kalkıp kahvaltımızı ettikten sonra otobüsümüzü yükleyip yola çıkacağız.
Varış saatimiz kesin olmamakla beraber, akşam iftardan sonra lisede olmayı planlıyoruz.
Kesin saati yarın öğrenebilirsiniz,
Görüşmek üzere,
İyi geceler.
21 Ağustos - Selanik
Gezimizin 37. gününü artık alışılmış ayak kokuları, boyun yastıkları ve göçebe hayata alışmış izcileriyle dolu otobüsümüzde geçirdik.
Budapeşte'deki görkemli bayram kutlamalarını, Prag'ıon güzel binalarını geride bırakıp yanımıza kamp çantalarımızı ve unutulmaz hatıralarımızı alarak dönüş yolunda ilerledik.
37 gün önce gözümüzü korkutan otobüs yolculukları öyle tanıdık olmuştu ki bize, 20 saat süren yol bile uyuyarak, film izleyerek, bazen de müzik dinleyip muhabbet ederek bitiverdi.
Sırbistan, Makedonya, Yunanistan sınırlarından geçtik. Ve Türkiye'ye gittikçe daha fazla yaklaşırken bu güzel gezinin sona erdiğinin farkına varmaya başladık.
Ve son durağımız yine başlangıç noktamız olan Selanik oldu. Estonya'dan gele arkadaşlarımız için yeni olsa da bize deniz manzarası ve iskelesi bile bildik gelen izci evinde güzel bir akşam geçirdik.
Kamp ateşi ve eğlenceli bir programdan sonra son akşamımızı veda valsi ile noktalandırdık.
Bu güzel gezinin son akşamını anlatıyor olduğumu bilmek üzücü. Beraber geçirdiğimiz zaman çok güzeldi ve hepimize pekçok şey kattı.
Saatler sonra İstanbul'da olacağız.
Çok yakında görüşmek üzere...
İnci Ünal
Budapeşte'deki görkemli bayram kutlamalarını, Prag'ıon güzel binalarını geride bırakıp yanımıza kamp çantalarımızı ve unutulmaz hatıralarımızı alarak dönüş yolunda ilerledik.
37 gün önce gözümüzü korkutan otobüs yolculukları öyle tanıdık olmuştu ki bize, 20 saat süren yol bile uyuyarak, film izleyerek, bazen de müzik dinleyip muhabbet ederek bitiverdi.
Sırbistan, Makedonya, Yunanistan sınırlarından geçtik. Ve Türkiye'ye gittikçe daha fazla yaklaşırken bu güzel gezinin sona erdiğinin farkına varmaya başladık.
Ve son durağımız yine başlangıç noktamız olan Selanik oldu. Estonya'dan gele arkadaşlarımız için yeni olsa da bize deniz manzarası ve iskelesi bile bildik gelen izci evinde güzel bir akşam geçirdik.
Kamp ateşi ve eğlenceli bir programdan sonra son akşamımızı veda valsi ile noktalandırdık.
Bu güzel gezinin son akşamını anlatıyor olduğumu bilmek üzücü. Beraber geçirdiğimiz zaman çok güzeldi ve hepimize pekçok şey kattı.
Saatler sonra İstanbul'da olacağız.
Çok yakında görüşmek üzere...
İnci Ünal
20 Ağustos 2009 Perşembe
19 Ağustos - Budapeşte
Son şehir...
Öncelikle sizlere Budapeşte'nin hikayesini anlatmak istiyorum.
Bundan 500 sene kadar önce Osmanlı padişahlarından biri Tuna nehrinin ortasındaki bir adaya gider. Bu ada Buda ve Peşte arasında adeta sınır görevi görmektedir. Bizim Osmanlı padişahının aklına bir fikir gelir ve Buda ve Peşte'den topladığı en güzel kızları bu adaya getirir. O günden sonra Buda ve Peşte birleşir.
Bu hikayenin bitmesini heyecanla bekliyorsunuzdur büyük ihtimalle. Çünkü bizlerin glemesine 3 gün kala neler yaptığımızı hala merak ettiğinizi biliyorum.
Bugün öncelikle her zamanki saatte kalkıp kahvaltımızı yaptıktan sonra özel otobüsümüzle gezeceğimiz yere gittik. Bugün Budapeşte'nin Buda kısmını, yani daha çok eski şehri gezdik. Öncelikle kaleyi ziyaret ettik ve daha sonra Balıkçılar Burcu'na gittik. Buralar oldukça büyük yerlerdi, bu yüzden ismen az yer gezmiş olsak da bir çok yer gördük.
Grup olarak dolaşmamızı bitirdikten sonra serbest zamanımızda şehrin alışveriş sokağını gezdik, Redbull Air Race'i izledik. Ve inatla Tuna nehrinin üzerinden geçen uçaklarla resim çektirmeye çalıştık. Ve de başardık!
Biz uçaklarla resim çekilmeye çalışırken, daha sonra öğrendik ki bazılarımız da Redbull kızlarıyla resim çekilmek için ter dökmüş :).
Şehir gezimiz bittikten sonra 7'de yurda döndük ve nöbetçi oba yemeği hazırlarken biz de duş aldık. Duştan sonra önümüze patates kızartması ve köfte gelince bazılarımızın mutluluktan gözlerinin dolduğunu hatırlar gibiyim.
Gün, tulumlara girip solucan savaşı yapmamızla sona erdi.
Ezgi Arık
Öncelikle sizlere Budapeşte'nin hikayesini anlatmak istiyorum.
Bundan 500 sene kadar önce Osmanlı padişahlarından biri Tuna nehrinin ortasındaki bir adaya gider. Bu ada Buda ve Peşte arasında adeta sınır görevi görmektedir. Bizim Osmanlı padişahının aklına bir fikir gelir ve Buda ve Peşte'den topladığı en güzel kızları bu adaya getirir. O günden sonra Buda ve Peşte birleşir.
Bu hikayenin bitmesini heyecanla bekliyorsunuzdur büyük ihtimalle. Çünkü bizlerin glemesine 3 gün kala neler yaptığımızı hala merak ettiğinizi biliyorum.
Bugün öncelikle her zamanki saatte kalkıp kahvaltımızı yaptıktan sonra özel otobüsümüzle gezeceğimiz yere gittik. Bugün Budapeşte'nin Buda kısmını, yani daha çok eski şehri gezdik. Öncelikle kaleyi ziyaret ettik ve daha sonra Balıkçılar Burcu'na gittik. Buralar oldukça büyük yerlerdi, bu yüzden ismen az yer gezmiş olsak da bir çok yer gördük.
Grup olarak dolaşmamızı bitirdikten sonra serbest zamanımızda şehrin alışveriş sokağını gezdik, Redbull Air Race'i izledik. Ve inatla Tuna nehrinin üzerinden geçen uçaklarla resim çektirmeye çalıştık. Ve de başardık!
Biz uçaklarla resim çekilmeye çalışırken, daha sonra öğrendik ki bazılarımız da Redbull kızlarıyla resim çekilmek için ter dökmüş :).
Şehir gezimiz bittikten sonra 7'de yurda döndük ve nöbetçi oba yemeği hazırlarken biz de duş aldık. Duştan sonra önümüze patates kızartması ve köfte gelince bazılarımızın mutluluktan gözlerinin dolduğunu hatırlar gibiyim.
Gün, tulumlara girip solucan savaşı yapmamızla sona erdi.
Ezgi Arık
18 Ağustos - Budapeşte
Budapeşte’nin elini vermesiyle 8 saatlik yolumuzun sonucunda amacımıza ulaştık. Şehrin içinde ilk gözümüze çarpan, insanların ve düzenin Türkiye’ye benzemesi oldu. Tarihte sürekli etkileşide olan bu iki kültür bunu gerektirirdi zaten.
Bugün kalacağımız yere uğramadan gezimize başladık, e tabi yol yorgunluğu kendini göstermeden edemiyordu.
Şehrin Peşte kısmını geziyorduk. 35. Beraber gün, herkesin biraz daha kalitesiz, ama daha fazla gülünen espriler yapmasını sağlıyordu. Sanırım bu 38 günü çok özleyeceğiz. Dünyanın ilk metrosunun bu şehirde olması da cabasıydı. İlk metronun tarihini anlatan ve ilk metro aracını gösteren müzeye giriş biletinin aynı zamanda normal metrolarda kullanılabiliyor olması geri dönüşüm ve çevremiz için çok yararlı bir fikir.
Geri dönüşümümüze 4 gün kaldı bu arada…
Gün içinde en çok sinirlendiğim şey, grubun yarısının yapılan bir espri sonucu Macar para biriminin ‘Salamı’ olduğunu sanmış olmalarıydı. Yorgunluğa verdim veriştirdim. Olacak iş değil.
Para birimi Forint Macaristan’ın ve fiyatlardaki etiketlerden 2 adet 0 çıkarıp biraz azaltarak Türk Lirası karşılığını ediniyoruz. Ne kadar azaltacağımız o anki psikolojimize bağlı. Fiyatlar Avrupa'ya göre ucuz olmasına rağmen Turistik ıvır zıvılar çok pahalı ve 'Senin için şu kadar abi'ciler var.
Akşam yemeği için IKEA'da İsveç köftesi yemeyi tercih ettik. Bir İsveç kalmıştı uğranmadık, IKEA aynı IKEA, bıraktığımız gibi. Ama köfte yanına reçel verdiler, beğenmedik. Tatlıyı yemekten sonra yemeyi öğrenmemiş sayın Avrupalı dostlar, hep bir acele hep bir aradan çıksıncılık...
Yemekten sonra dünyadaki tek, üzerinde 'Sakarya İzci Grubu' yazan otobüsle izci evine doğru yola koyulduk. İstanbul'u aratmayan trafiğimiz sağoldu.
Yurda yerleştik ve izciler yorgunluktan çabucak uykuya daldı. Ben de şimdi yatmaya gidiyorum.
Görüşmek üzere
Çağlar İçer
Bugün kalacağımız yere uğramadan gezimize başladık, e tabi yol yorgunluğu kendini göstermeden edemiyordu.
Şehrin Peşte kısmını geziyorduk. 35. Beraber gün, herkesin biraz daha kalitesiz, ama daha fazla gülünen espriler yapmasını sağlıyordu. Sanırım bu 38 günü çok özleyeceğiz. Dünyanın ilk metrosunun bu şehirde olması da cabasıydı. İlk metronun tarihini anlatan ve ilk metro aracını gösteren müzeye giriş biletinin aynı zamanda normal metrolarda kullanılabiliyor olması geri dönüşüm ve çevremiz için çok yararlı bir fikir.
Geri dönüşümümüze 4 gün kaldı bu arada…
Gün içinde en çok sinirlendiğim şey, grubun yarısının yapılan bir espri sonucu Macar para biriminin ‘Salamı’ olduğunu sanmış olmalarıydı. Yorgunluğa verdim veriştirdim. Olacak iş değil.
Para birimi Forint Macaristan’ın ve fiyatlardaki etiketlerden 2 adet 0 çıkarıp biraz azaltarak Türk Lirası karşılığını ediniyoruz. Ne kadar azaltacağımız o anki psikolojimize bağlı. Fiyatlar Avrupa'ya göre ucuz olmasına rağmen Turistik ıvır zıvılar çok pahalı ve 'Senin için şu kadar abi'ciler var.
Akşam yemeği için IKEA'da İsveç köftesi yemeyi tercih ettik. Bir İsveç kalmıştı uğranmadık, IKEA aynı IKEA, bıraktığımız gibi. Ama köfte yanına reçel verdiler, beğenmedik. Tatlıyı yemekten sonra yemeyi öğrenmemiş sayın Avrupalı dostlar, hep bir acele hep bir aradan çıksıncılık...
Yemekten sonra dünyadaki tek, üzerinde 'Sakarya İzci Grubu' yazan otobüsle izci evine doğru yola koyulduk. İstanbul'u aratmayan trafiğimiz sağoldu.
Yurda yerleştik ve izciler yorgunluktan çabucak uykuya daldı. Ben de şimdi yatmaya gidiyorum.
Görüşmek üzere
Çağlar İçer
19 Ağustos 2009 Çarşamba
17 Ağustos - Prag
Prag’ daki ikinci ve son günümüzden merhabalar. Saatim 7’ yi gösteririken bizler enfes akşam yemeğimizi yemiş izci evimize bizi ziyarete gelecek Çek İzcileri beklerken, sizler pek muhtelemelen yazın 8’de başlayan ana haber bültenlerinin başında yada balkonda karpuz peynirlerinizin başında gün sayıyorsunuz. Aslını söylemek gerekirse ben de gün sayıyorum ama biraz aksi hislerle denebilir. Bir yandan şu sıcak mevsime rağmen taşını ve toprağını bile özledim evimin ancak diğer yandan da döndüğümde BULA- ailemizden şimdiye nazaran uzak hayatıma nasıl adapte olacağım sorusu sadece 5 gün kaldı demek diye düşünmeme sebep olmuyor değil. ( sevgili Şahin ailesi siz böyle dediğime bakmayın 39.gün kimse beni burada tutamaz) Biraz bugünden bahsedelim: Sabah evimizden ayrılıp Prag’ ın görülmeden gidilmezlerinden denilen kalesine çıktık. 12’de kalenin güzel bir mimariye sahip binalarının önünde izlediğimiz nöbet değişimi seremonisinden ve daha ilginç olduğunu düşündüğüm 30 yıl savaşlarının başladığı saraydan bahsetmeden geçemeyeceğim. Kaleden çıkmadan hemen önce ufak ufak binacıklarda biz zavallı turistleri kandırmak için satılan Prag’ a özgü eşyalarsa cabası (tabiî ki Sakarya bu tuzağa düşmedi). Kaleden şehir merkezine inip grupça yemeğimizi yedik ve artık Prag’ daki son saatlerimiz için tüm enerjimizle hazırdık. Pis izciler olarak benim de içinde bulunduğum bir grup pazarlarda, dükkanlarda ve şehir meydanlarında dolanırken temiz izciler havuzda yıkanıp yüzmeye gittiler. Prag’ da pek güzel kuklalar var, isterdim ki zamanımız ve imkanımız olsaydı da kukla tiyatrosunu izleseydik. Neyse geldik günün sonuna, yedik doyduk, ateşimizi yaktık. Çek arkadaşlarımızla keyifli sohbetimize geçmek üzereyiz.Gece ise yola çıkacağız, ver elini Budapeşte… Herkesin sağlıklı ve keyifliolduğu bir günden daha selamlar ve sevgilerle
Ezgi Şahin
Ezgi Şahin
15 Ağustos - Berlin
Sevgili günlük,
Gezimizin 31. Gününü yazmak ben,Can Çelik’e nasip oldu.Bugün Berlin’deki 3. Ve son günümüzdü.Akşam başka bir ülkeye,Çek Cumhuriyeti’nin başkenti Prag’a yola çıkmadan bu yazıyı kaleme alıyorum.Bugün sabah kalkıp kahvaltı edip grupça gidilecek tek yer olan kutup ayısı Knut’la ünlü hayvanat bahçesine gittik.4 saatimizi burada küçük gruplara ayrılarak geçirdik.Benim en çok ilgimi robot gibiaynı hareketi yapan kutup ayıları ve suya giren fil yavruları çekti.Hayvanat bahçesinden sonra ilk defa bu kadar uzun 6 saatlik bir boş zamanımız oldu.Biz 5 kişi Hard Rock Cafe ‘ye gidip Berlin sokaklarında gezdik.Sonra izci evine dönüp yemek yedik,temizlik yaptık ve şimdi 12 gibi otobüse binmeyi bekliyoruz.Görüşmek üzere.
Can Çelik
Gezimizin 31. Gününü yazmak ben,Can Çelik’e nasip oldu.Bugün Berlin’deki 3. Ve son günümüzdü.Akşam başka bir ülkeye,Çek Cumhuriyeti’nin başkenti Prag’a yola çıkmadan bu yazıyı kaleme alıyorum.Bugün sabah kalkıp kahvaltı edip grupça gidilecek tek yer olan kutup ayısı Knut’la ünlü hayvanat bahçesine gittik.4 saatimizi burada küçük gruplara ayrılarak geçirdik.Benim en çok ilgimi robot gibiaynı hareketi yapan kutup ayıları ve suya giren fil yavruları çekti.Hayvanat bahçesinden sonra ilk defa bu kadar uzun 6 saatlik bir boş zamanımız oldu.Biz 5 kişi Hard Rock Cafe ‘ye gidip Berlin sokaklarında gezdik.Sonra izci evine dönüp yemek yedik,temizlik yaptık ve şimdi 12 gibi otobüse binmeyi bekliyoruz.Görüşmek üzere.
Can Çelik
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)