12 Ağustos 2013 Pazartesi

9 Ağustos- Münih

Grüssgott,

Bugün Almanya’nın en güzel eyaletlerinden biri olan Bavyera’nın başkenti olan Münih’teydik. Dün başlayan bu gezimize Ottobrunn Saint Georg izcilerinin güzel izci evinde uyanarak başladık. Uzun süren bir uyanma faslından sonra yüzümü yıkayıp alt kata indim ve kahvaltı hazırlıklarında nöbetçi obaya az da olsa yardım ettim. Baget ekmeklerin arasına koyacağımız salam ve peynir türleri ile klasik bir Bundeslager kahvaltısı bizleri bekliyordu.

Günün programı ile ilgili tam olarak bilgiye sahip olamamıza rağmen gezideki en sevdiğim şehir olan Münih’i görme şansımız olacağından çok mutluydum. Kahvaltıyı bitirdikten sonra atıştırmaya başlayan yağmur ve gideceğimiz yerin uzak olması bizim toplu taşıma yerine kendi otobüsümüzü kullanmamıza neden oldu. Otobüs yükleme ekibi olarak otobüsü yüklemeden yola çıkmanın keyfini sürecektik ve bu da bizi mutlu etmişti. Yolda kısa bir süre arkadaşlarımla muhabbet ettikten sonra uykuya daldım.

Münih trafiğinde ilerlerken tekrar uyandım ve yanımda daha önce de ziyaret ettiğim BMW müzesini görmek beni sevindirdi. Yanında yükselen olimpiyat kulesi , olimpiyat stadı ,eşsiz mimarisiyle BMW dünyası ve BMW’nin merkez binası olan asma bina etrafımızı çevreliyordu. Yağmur bu sırada şiddetini arttırmıştı ve biz de otobüsümüzü nereye park edeceğimizi öğrenmek için Melike Abla ile inip bir görevliye danıştık. En uygun park yeri olimpiyat parkındaki park yeri görünüyordu. Herkes otobüsten hızlı bir şekilde indikten sonra otobüsü park alanına şoförümüz Yüksel Abi ile götürdük.

BMW Müzesine gidebilmek için olimpiyat parkının içinden geçmemiz gerekiyordu. İçinde yürürken burada spora ne kadar değer verildiğini bir kez daha görmüş oldum. 1972 olimpiyatlarına ev sahipliği yapan Münih’te tüm olimpik tesisler korunmuştu ve halen kullanımdaydı. Geçen yaz ziyaret ettiğim Atina’daki olimpik tesislerle kıyasladığımda aralarındaki farkı görebiliyordum.
İzcilerimiz olimpiyat köyünde
BMW müzesine girmeyip BMW dünyasını gezdikten sonra 2. Dünya Savaşı’nda kullanılmış olan bir toplama kampı olan Dachau’yu ziyaret etmek üzere yola çıktık. Dachau’ya vardığımızda yağış iyice artmıştı ve hepimiz biraz ıslanmıştık. Müze’nin girişinde yer alan “Arbeit macht frei(çalışmak özgürleştirir)” tabelası hepimize tanıdık gelmişti. Mahkumların çalışma hırsını arttıran bu yazı ise aslında gerçeklik ifade etmiyordu. Çünkü oraya gelen mahkumların çoğu oradaki kötü koşullar nedeniyle hayatını kaybetmişti. Müzenin içinde yazanlara göre ise içeride sadece dinleri, ırkları, cinsel tercihleri veya hastalıkları nedeniyle bir çok insan ölüme zorlanmıştı.

Bu insanlık dışı olaylar hakkında bilgilendikten sonra o insanların kaldığı koğuşların örneklerini ziyaret ettik ve yaşam koşullarının ne kadar kötü olduğuna bir kez daha tanık olduk. Gittikçe kötüleşen hava koşulları bizim onları daha iyi anlamamızda bize yardımcı oluyordu. Bu nedenle bir an önce ısınmak için izci evine doğru yola çıktık.

Akşam yemeğinde bamya ve etli pilav vardı. Eve yaklaştıkça İzzet Abimizin yardımıyla ev yemeği yediğimiz öğün sayısında artış başlamıştı. Gece interrail sırasında bizi ziyarete gelen eski mezunlarımızdan Utku Evci neşemize neşe kattı. Hep beraber şarkı söyledik.Bugün kanepede yatabileceğimi umuyorum.

Herkese iyi geceler,

Kaan Çetin ‘16

1 yorum:

  1. Canim oglum seni cok özledim gelin artik:-)) Sevgiler Hülya Cetin

    YanıtlayınSil